Nijerya, Avrupa’nın yaşadığı petrol krizine beklenilen çözümü sunamadı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından patlak veren Hürmüz Boğazı krizinde Avrupa ülkeleri, dikkatlerini Cezayir petrolüne yönlendirdi. Ancak Nijerya, köklü sorunları nedeniyle Orta Doğu petrolüne alternatif olma fırsatını kaçırdı. Uzmanlar, Nijerya’nın uzun süredir devam eden rafineri eksikliği ve ham petrol arzındaki yapısal problemler dolayısıyla bu duruma düştüğünü belirtiyor.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sevkiyat sorunları, dünya genelindeki petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçiş yaptığı bu stratejik noktada büyük aksamalara yol açtı. Brent petrolün varil fiyatının 100 doları aşması, petrol ihraç eden ülkeler için teorik olarak gelir artışı sağlasa da, Nijerya’da tam tersi bir durum meydana geldi. Mart ayında akaryakıt fiyatları, litre başına yaklaşık 1 dolara (1400 naira) ulaşarak %65 artış gösterdi.
Nijerya, günlük yaklaşık 1.5 milyon varil ham petrol üretimiyle Afrika’nın en büyük petrol üreticisi konumunda bulunmasına rağmen, bu üretimin önemli bir kısmı, devlet petrol şirketinin borç ödemeleri ve ön satış anlaşmalarıyla uluslararası alacaklılara yönlendiriliyor. Analistler, bu durumun günlük yaklaşık 400 bin varillik bir üretimi etkilediğini ve serbest satıştan elde edilebilecek geliri sınırladığını ifade ediyor. Ayrıca son yıllarda artan petrol hırsızlığı ve boru hatlarına gerçekleştirilen sabotajlar, hem üretim kaybına hem de gelir kaybına yol açıyor. Resmi verilere göre, Nijerya, 2023-2024 döneminde yaklaşık 13.5 milyon varil ham petrol kaybı yaşayarak 3.3 milyar doları aşan bir zarara uğradı.
Nijeryalı ekonomi uzmanı Shuaibu İdris, ülkesinin mevcut ekonomik durumunun “kaynak zenginliği paradoksu”nun tipik bir örneği olduğunu vurguladı. İdris, petrol fiyatlarının yükselmesinin Nijerya için büyük bir fırsat sunduğunu ancak üretimin önemli bir kısmının borç ödemelerine gitmesi ve rafineri eksikliğinin bu fırsatın değerlendirilememesine neden olduğunu belirtti. Ayrıca, enerji tampon mekanizmasının yokluğunun, küresel şokların iç piyasaya doğrudan yansımasına yol açtığını ifade etti.
Nijerya’nın enerji krizlerinden faydalanabilmesi için rafineri kapasitesinin artırılması, ham petrolün iç piyasaya yönlendirilmesi ve enerji altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan İdris, Orta Doğu’daki gerilimin petrol fiyatlarındaki dalgalanmayı sürdürebileceğini de ekledi.
Zengin hidrokarbon rezervlerine sahip olmasına rağmen, Nijerya rafineri kapasitesinin yetersizliği nedeniyle petrol ürünlerinde dışa bağımlı kalmaya devam ediyor. Ülkenin yıllık akaryakıt ithalatı yaklaşık 25 milyar dolar seviyelerinde seyrediyor. Yılbaşında tam kapasiteyle faaliyete geçen ve günlük 650 bin varil işleme kapasitesine sahip olan Dangote Petrol Rafinerisi, ülkenin ithalat bağımlılığını azaltmayı hedeflese de, yeterli yerli ham petrol tedarik edilememesi nedeniyle istenen etkiyi yaratamadı. Sektör temsilcileri, rafinerinin tam kapasite çalışabilmesi için aylık 13-15 kargo ham petrole ihtiyaç duyduğunu, ancak yerel kaynaklardan yalnızca 5 kargo temin edilebildiğini belirtiyor. Bu durum, ihtiyaç duyulan petrolün uluslararası piyasalardan yüksek fiyatlarla ithal edilmesine sebep oluyor.
Sonuç olarak, Avrupa’nın enerji güvenliği açısından Cezayir, Nijerya yerine öne çıkarken, Nijerya’nın petrol krizlerinden yararlanabilmesi için köklü reform ve yatırımlara ihtiyaç duyduğu açıkça görülüyor.